HALİM ÇELİKER'e Dair Eleştirmen Görüşleri
________________________________________________________________________
Anadolu Üniversitesi araştırma görevlisi Halim Çeliker'in dikdörtgen tuval geleneği dışında çokgen biçimli bir sunta üzerine lekeci tuşlarla hazırladığı soyutlaması resmi içerikten çok form olarak ön plana getiriyor.
Sanat eleştirmeni Ahmet Köksal
Milliyet 3 Eylül 1990 - Sayfa 8
________________________________________________________________________
Bakar bakmaz tuvalin formu, ya Kıbrısı ya da Ürdün'ü hatırlatıyor. Üzerindeki renk karmaşası kamuflajın örtüsü müdür? Siyahın etkilemesinde renkler, çeşitli gidiş gelişlerde, bütün düzeyi kaplamış. Sanatçıyı tuval üstündeki resim kadar, tuvalin formu da ilgilendiriyor. O zaman "etkileme ikilidir ya da ve daha doğrusu her ikisi olmalıdır mı?" diyeceğiz. Bana öyle geliyor ki Çeliker henüz kararını verememiştir.
Açıklamasını bulamadığım için getiremiyorum.
Sanat eleştirmeni Muhiddin N. Güven
SANAT ÇEVRESİ EKİM 1990 - 144. SAYI
________________________________________________________________________
Rengin ağırlıklı bir işlev taşıdığı ve hacimselliğin soyut planda vurgulandığı bir sanat anlayışını benimsemekte, anatomik bir yapıyı (Bedensellik), espas duygusunun çevrelediği bir atmosfer içinde insan ve boşluk ilişkisini temel alan bir doğrultu üzerinde değerlendirmektedir.
Sanat Eleştirmeni Kaya Özsezgin
Türk Plastik Sanatçıları Ansiklopedik Sözlük Ocak 1995 - 102. Sayfa
________________________________________________________________________
Biçim renk ve ritim aracılığıyla duyumlarımızı gerçekten de uyarabilir, hatta kendimizin bile beklemediği sürpriz düzenlemeler, sürpriz biçimler - formlar geliştirebiliriz. Biçim tutkusu, sadece sanatta değil her alanda yaşamın anlamını bulmaya ve kurmaya yönelik bir tutkudur. Belki de yaşamın amacı ancak ve gerçekten onun kuruluşuna dahil olunarak kavranacaktır. Halim Çeliker'in yaptığı da budur aslında...
Ekrem Kahraman
Genç Sanat Güzel Sanatlar Dergisi Şubat 1995 - 6. Sayı
________________________________________________________________________
Birbirine kenetlenme savaşı içindeki figürlerini boşlukta gezdirdiği büyük boyutlu kompozisyonlarıyla dayanışma, birliktelik, sevgi ve daha çok da "genesis" kavramına ilginç göndermelerde bulunan Halim Çeliker'in resimleri ilkkez 2 yıl önce Ankara'da düzenlediği sergisinde ve şimdi çalışmakta olduğu Eskişehir Anadolu Üniversitesinde dikkatimi çekmişti. Görüntü - İnsanla gölge - İnsan imajını kendine özgü bir çakıştırma tekniği doğrultusunda bir arada kullanarak espas ve kitle efektleri arasında ki görsel ilişki dengesine başarıyla gerçekleştirdiği resimleri, eski italyan futuristlerini akla getiren bir devingenlik etkisini dışa vuruyor. Ama bunu yeni - futurist bir izlenim yaratmak amacıyla değil, insan gerçekliğinin yorumu yönünde değerlendirmekten yana görünüyordu.
Vakko'daki yeni sergisi de bu doğrultudaki çalışmalarda oluşmakta. Burada geometri ve hacimsellik, anatomi ve soyutlama, figür merkezli bir daire çevresinin kaçınılmaz elemanları olarak resme dahil edilmektedir. Günümüz insanının çözmek zorunda olduğu sorunların, resim diline aktarılmış görüntüleri ve devinim rituelleri, Halim Çeliker'in kompozisyonlarına dünyasal bir tören havası katmakta ve boşlukta devinen, eski Rönesans ressamlarına özgü söylensel bir görünüm kazandırmaktadır. tekniğinin iyi kavranmış sağlıklı etkisi, figürlerinin boşluğa uyarlanmış inandırıcı konumları ve giderek transparanlaşan, ama kitle etkisini hiç bir zaman yok etmeyen ikilemsel (dualite) yansıması, özgün bir çözüm denemesi karşısında bulunduğumuz izlenimini güçlendiriyor.
Sanat Eleştirmeni Kaya Özsezgin
Milliyet Sanat 1 Mart 1997 - 403. Sayı
________________________________________________________________________
Figür ve atmosferik tanımlamalar açısından Çağdaş Türk Resmi'nin önemli yanlarına işaret edici tanımlardan yana olan Halim'in resimlerini ilginç çözümlemelere tabi tutmak mümkündür. Özellikle belirgin olan ve olmayanın buluştuğu kompozisyonlarında boşluk faktörünün tutarlılaştığını görüyoruz. Renklerin içsel anlamları ötesinde kendince yüklediği ve karşımıza çıkan sistematik renk yaklaşımlarını bir arada kullanılmasıyla dikkatimizi çektiğini belirtmeliyiz. Sanatçının 90'lı kuşak Türk resmi içinde de özel bir yere sahip olduğunu biliyoruz. Bu bağlamda Halim'in resimlerini öne getirici taırlarını toplamı karşısında kendince ortaya koyduğu dışavurum, geleneksel olgusunu olanca gücüyle soyutlamaya uğratma; bunu yaparken de fütürist tavırları kullanma, yanısıra karanlıktan çıkan aydınlanma oluşumlarını " efsaneleştirme temperamenti" ortaya koyma gibi durumları görmezden gelemeyiz. Halim'in geçmişini incelemeye aldığımızda görünen odur ki onun resmi geleneksel anlamda figür ve nonfigür tanımlamalardan uzaklaşmaz. Bugünlerde yaptığı çalışmalarında çizgi, gene sanatçının üslubu kapsamında sarmallaşmakta ve özellikle kütlelerin oluşumunda izleyici göze resmi proporsiyone etmede kolaylık sağlamaktadır. Figürlerin birbirleri arasında bakışları yönünde bir espas dolayısıyla diyalektik ilişkisinin varlığı yerine daha ziyade fütürist plastiği meydana getirdiği dikey, yatay, kimi zamansa diyagonal kütle/sarmal parçalara dikkat etmeliyiz. Sonuç itibariyle Halim Çeliker resimleri düşünsel sunuşlara her zaman açıktır ve kendi kuşağı içinde önemli bir temsilcidir.
Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu
Türk Plastik Sanatları Bilim Sanat Galerisi 1998 - 402. Sayfa
________________________________________________________________________
Çalışmalarında klasik akımların etkisini gözardı etmeyen pek çok sanatçının yaşadıkları çağdaş ortam ve mekanları zaman zaman yapıtlarına aktardıkları bilinmektedir. Bu bağlamda Halim Çeliker'in mitolojik çağrışımlı kompozisyonlarına bakacak olursak resmi tamamlayan diğer öğelerinin kayalar, bitkisiz boş dağlar, bacaları, kiremitleriyle beton yapılar olduğunu görürüz. Sanatçı Eskişehir'den İstanbul'a taşıdığı atölyesinden izlediği yoğun betonlu kent görünümünü, mekansal kurgusunun klasik dikdörtgeninde az da olsa kullanma eğilimindedir. Zaman içinde paletini soğuk renklerden sıcak valörlere dönüştüren Çeliker, ışığı bulutlardan süzerek kaynağını belirsizlikle gizlemeye özen göstermektedir. Sergilediği yeni yapıtlarında herşeyden önce biçim öğelerinin resmin içeriğine kazandırdığı gizemli, mistik değerleri izleyicinin dikkatini çekecek biçimde sunmaya çalışmaktadır.
Sanat Eleştirmeni Feriha Büyükünal
Kaş Sanat Galerisi Aralık - 1999
________________________________________________________________________
Figür Kılınmış Estetik Bir Peysaj Erotizmi
İstanbul doğasıyla bütünleşen bir figür resminin nü kılınmış kompozisyon açılımı olarak Halim Çeliker sanatı, Türk resmi içinde yeni ve kapsamlı öncülüğün de simge ismi olarak beliriyor. Uzama atılan figürler bir seramoninin dengeyi ve ritmi önceleyen tensel bütünü olmasının yanında; doğayla, özelde İstanbul doğasıyla harmanlanmış, estetize edilmiş lirik resmi, tablosu olarak da duruyorlar karşımızda.
Espazı anlamlı kılan figürü bütünsel kompozisyonu tüm estetik değerleriyle kategorize eden ve boyayı özgün bir lirik kimlik bütünlüğüne eriştiren kendi kuşağının önde gelen sanatçısı olarak Halim Çeliker; gerçek bir figür resminin bize has dinamizmini de evrenselliğe armağan ederek oluşturup geliştiriyor.
Ritme, harekete katılan çıplaklık figür kılınmış estetik bir peyzaj erotizmi doğanın yalın ve kente dahil uygarlık parçalarıyla da bütünleşerek, kendini yeni bir estetik görselliğin özgün ritmine taşıyor. Bu ritim, bu sürekli hareketlilik içinde pentür İstanbul'la kendisini sınayarak, bir coşkusallığın devingen müzikalitesi olarak hep bir görsel tat bırakıyor bakışlarda.
Sanat Eleştirmeni Ümit Gezgin
13. İstanbul Sanat Fuarı TÜYAP 2003
________________________________________________________________________
Resimde boşlukta uçan iki çıplak kadın figürü ve aşağıda bir kent dokusu görülüyor. Sürrealist anlatıma uygun bir kompozisyon. Boşlukta birbirine dolanmış yerçekiminden kurtulmuş, uçuşan kadın figürleri son derece gerçekçi bir üslupla, Rönesans Döneminde görmeye alıştığımız ideal ölçü ve oranlarla biçimleniyor. Güzel çıplak kadınlar, şeffaf örtülere sarılmış, aşağıda yer alan gerçek görüntüleri ve nesneleri saran gizemli ışıkla kent dokusuna karşın, resmin peri masallarını anlatan öyküsü gerçeği aşıp gerçek üstü anlam kazanıyor. Sağlam desen anlayışı, ince ve titiz bir işçilikle uygulanmış boyama tekniğiyle ayrıntılara gösterdiği özen aşırı gerçekçilik havası yaratmasına karşın, figürlerin incelikle dengelenen imgesel fantastik kurguları insanda gerçekten uçma isteği uyandırıyor. Arka planda Rönesans Üslubunda bulutlu gökyüzü ışığın egemenliğiyle ritmik bir devinim oluşturuyor. Mitolojik çağrışımlı kompozisyonu tamamlayan aşağıdaki beton yapılı kent görünümüne karşın, gizemli mistik değerleriyle dikkati çekiyor.
500 Türk Sanatçısı Plastik Sanatlar Prof. Dr. Ayla Ersoy
Altın Kitabevi 1. Basım 2004
|